OSGB Firmaları Kısa Zamanda Kaderine Terk Edildiler

//OSGB Firmaları Kısa Zamanda Kaderine Terk Edildiler

OSGB Firmaları Kısa Zamanda Kaderine Terk Edildiler

OSGBDER Genel Başkanı Cengiz İmeci İş Sağlığı ve Güvenliği kanunun 4 üncü yılında sektörü değerlendirdi.

30 Haziran 2012 tarihi Türkiye de çalışma hayatında bir dönüm noktası olmuştu. Devlet, işçi-işveren yani çalışma hayatının tüm tarafları çok umutlanmıştı. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ilk kez İş Güvenliğinin bağımsız bir kanun ile ele alınması İş Güvenliğine verilen önemi anlatıyordu. Yapılacak çalışmalar ile Meslek hastalıklarının ve iş kazalarının azalacak olmasına, işçilerin insani şartlarda çalışacak olmasına, hatta işçiler iş güvenliği tedbirlerini yetersiz gördüğü işyerlerinde çalışmama hakkını kullanacaklarına ülke olarak çok sevinmiştik.

Zaman çok çabuk geçiyor, 6331 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinin üzerinden 4 yıl geçti. Geçen 4 yılda biri Anayasa Mahkemesi iptal kararı olmak üzere toplam 5 kez ana kanunda değişiklik ve ertelemeler yapıldı. 40 ın üzerinde yönetmelik hazırlandı ve bu yönetmeliklerde onlarca değişiklik yapıldı. Geldiğimiz noktada halen noksanlıkların olduğu uygulama sırasında ortaya çıkmaktadır.

Bu süreçte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından yetki alarak kurulan Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri yani OSGB ler iş güvenliğinin yükünü omuzlamaktadır. 2012 öncesinde OSGB sayısı 100 ün altındayken bugün 2400 ün üzerinde OSGB nin faaliyet yaptığını görmekteyiz. OSGB ler mevzuat çerçevesinde hizmetlerini yürütürken ve uygulamanın içinde yer olan kurumlar olmasına rağmen yayınlanan hiçbir mevzuat değişikliğinde kendilerinden görüş alınmaması kaderlerine terk edildiğinin göstergesidir diyebiliriz. İşçi İşveren Devlet üçgeninde tüm taraflarla sürekli teması olan kurumlar olarak sahadaki sorunları OSGB lerden fazla yaşayacak bir taraf olduğunu düşünmüyorum.

Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri kuruluşunda aranan şartların değiştirilmesi gerekmektedir. OSGB ler sanayi sitesinde sağlık ocağı gibi düşünülmüş ve buna göre standartlar oluşturulmuş. Hatırlayın ilk yönetmelik yayınlandığında yeşil reçeteli ilaçlar ve buzdolabı şartı vardı. OSGB açmak isteyenler yasal olmayan yollardan yeşil reçeli ilaç alıp denetim personeline göstermek zorunda kaldığını bu ilaçları gösteremeyenlerin belge alamadıklarını unutmamak lazım. Neyse ki hata fark edildi ve listeden yeşil reçeteli ilaçlar ve buzdolabı kaldırıldı. OSGB ye giren bir kişi sanki sağlık ocağına girmiş gibi hissetmektedir. Düşünün şehrin ortasında kurulan bir OSGB var, yönetmelik gereği komşu bir ile hizmet verebiliyorsunuz, ne zaman ve hangi şartta müşterinizin bir çalışanı size gelip kendisine oksijen vermek zorunda kalacaksınız veya Muayene odasında çalışanı muayene edip işe girişini onaylayacaksınız? Kaç OSGB bugüne kadar tekerlekli sandalyeyi hastası için kullanmıştır? Bunun bir istatistiği varmı? Ancak şunu sayısal olarak biliyoruz Türkiye genelinde kurulan OSGB firmalarında 2400 ün üzerinde tekerlekli sandalye, EKG cihazı, oksijen tüpü var. Kimisi daha ambalajından dahi çıkartılmamış. OSGB ler sağlık ocağı değildir, İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerini işyerlerinde veren kuruluşlardır. 2012 tarihinden önce bu standartlar normaldi çünkü sanayi sitesi içerisinde kurulup site içerisindeki işletmelere ortak hizmet veriliyordu. Zaten OSGB ismide buradan gelmektedir. Aslında OSGB adının da değişmesi gerekir çünkü kelime anlamıyla güncelde yapılan iş örtüşmüyor.

OSGB firmalarında hiçbir sektörde olmadığı şekilde istihdam zorunluluğu şart koşuluyor. Yeni açılan OSGB müşteri sahibi olabilmesi için en az 3 aylık bir zamana ihtiyacı vardır. Bu süreçte hiçbir şekilde faydalanamayacağı İşyeri Hekimi, Diğer Sağlık Personeli ve İş Güvenliği Uzmanını tam zamanlı çalıştırmak zorunda bırakılıyor. Bakanlığa karşı bir tam zamanlı sorumlu müdür istihdamı ile OSGB açılışı gerçekleştirmelidir. Yeni açılan bir OSGB işyeri hekiminin veya iş güvenliği uzmanının saatlerini doldurabilmesi zaman almaktadır. Bu süreçte tam zamanlı bir sorumlu müdür olmak şartıyla, İşyeri hekimini ve/veya iş güvenliği uzmanını ihtiyaç halinde isterse part time çalıştırma hakkı olmalıdır. Aynı şekilde son düzenleme ile Çok Tehlikeli ve 10 kişinin üzerinde ki işyerlerinde Diğer Sağlık Personeli bulundurma zorunluluğu varken OSGB açılışında tam zamanlı DSP çalıştırma zorunluluğu bulunmaktadır. Düşünün OSGB nin 10 Kişinin üzerinde Çok Tehlikeli işletmesi yok ise gereksiz bir kişiye maaş vermek zorunda kalıyor. Veya sadece İş Güvenliği Uzmanlığı vermeyi planlıyor, İşyeri hekimliği hizmeti vermeyecek ancak İşyeri hekimi istihdam etmek zorunda kalıyor. Şu anda OSGB ler kurulduğu ilde ve komşu illerde hizmet verme zorunluluğu olması nedeniyle ve başka bir OSGB ile işbirliği yapmasının yasaklanması nedeniyle adeta OSGB enflasyonu ile karşı karşıya kalınmıştır. OSGB lerin tüm Türkiye de hizmet vermesinin önü açılmalıdır. 2012 yılında 8 bin TL iken aradan geçen 4 yılda 16 bin TL nin üzerinde OSGB Belge ücreti yeniden değerlendirme oranlarını veya enflasyonu dikkate alındığında ne denli yüksek bir tutara çıktığını görmekteyiz. 2017 yılında bu tutarın ne olacağını şimdiden merak etmekteyiz. Belge ücretinin bu denli yüksekliği adres değişikliği yapan OSGB leri zora sokmaktadır.

İş Güvenliği Uzmanlığında yer alan sınıf ayrımı kaldırılmalıdır. 2013 yılından buyana C Sınıfı İş Güvenliği Uzmanları B Sınıfına B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanları A Sınıfına baktığını ve aksama olmadığını düşünürsek sınıf ayrımı sistemi karmaşıklaştırmaktan ve zorlaştırmaktan öteye gitmemektedir. Şayet bir üst sınıfa bakmaya yeterli değilseler neden 4 yıldır bu uygulanıyor sorgulanmalıdır. Ortada bir çelişki var. Bir an önce Üniversitelerde İş Güvenliği Mühendisliği bölümlerinin açılması için girişimde bulunulmalıdır.

Özellikle Az Tehlikeli ve şubeleri olan işyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimlerinin uzaktan eğitim modülüyle almaları sağlanmalıdır. Artık günümüzde teknoloji çok ilerledi. Konferansların uzaktan yapıldığını düşünürsek 8 saatlik bir eğitimin uzaktan verilmemesi çok zor olmasa gerek.

Tam zamanlı haricinde part time olarak yapılan bireysel diye adlandırılan İş Güvenliği ve İşyeri Hekimliği yapılması yasaklanmalıdır. Kanunda belirtilen maddeyi hatırlamak gerekirse “Çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve on ve daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde diğer sağlık personeli görevlendirir. Çalışanları arasında belirlenen niteliklere sahip personel bulunmaması hâlinde, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak yerine getirebilir.” Denilmektedir. Yani işletmede başka bir görev yapan ve belgesi olan bir çalışan var ise bu kişiyi bu hizmeti yapmak üzere görevlendirebilirsin diyor. Dışarıdan birini part time çalıştır demiyor. Bu hatadan bir an önce vazgeçilip vergi ödemeden onlarca firmaya part time atama yaparak haksız rekabet yapan iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimliğine son verilmelidir. Şunu unutmamak lazım ki çevre elemanları kanun gereği çevre danışmanlık şirketlerinde çalışabiliyor veya işletmeden tam zamanlı görev alabiliyorlar. Çevre elemanları tek başına part time işletmelerde çalışıp kazanç elde edemiyorlar. Bu uygulama İş Güvenliği Uzmanları ve İşyeri Hekimleri içinde gelmelidir.

Temmuz 2016 da Kamu ve 50 Kişinin altında çalışanı olan Az Tehlikeli İşyerleri de kanun kapsamına giriyor. Böylelikle tüm işyerleri kanun kapsamına alınmış oluyorlar. Bazı işveren sendikaları halen hazırlıklarının olmadığını ve erteleme yapılması için hükümete baskı yaptıklarını duymaktayız. 4 yılda hazırlık yapamayan bir işletme zaten iş güvenliğine inanmamış ve iş güvenliğini işyerinde uygulamak istemiyordur. Bakanlık çalışmalarında tüm alt yapının hazır olduğunu ve İş Güvenliği profesyoneli anlamında da hazır olduklarını belirmektedir. Kanunda geri adım atılmadan 1 Temmuz 2016 tarihinde uygulamaya girmeli, ancak makul bir süre işletmelere ceza uygulamadan rehberlik ve bilgilendirme denetimleri yapılmalıdır. Unutmamak lazım gelir ki 4 yılda hazırlanmayan bir firmaya 4 yıl daha süre verseniz yine hazırlanmaz.

2017-07-07T12:54:45+00:00 Categories: Haberler|